eveet osmaniyede ersin, seyhun, hamit, fatih, baris, endahan, hamza, caglar gibi arkadaslarimi geride bıraktıktan sonra adanaya tasındıgımız ilk 2 yıl tek arkadaşım Bilgin’di.. sagolsun beni kardeşi gibi gordu her zaman yanımda oldu onun sayesinde Ozanla ve sınıf arkadaşlarıyla tanıstım ilk 2 yılda kendi sınıfımdan pek arkadaşım yoktu.. basketbolla tanısmamın ardından ilk başlarda Murat ‘la tanıştım.. muratla basketbol sahalarına gidiyorduk.. bu sahalarda bizim gibi genclerle tanısma fırsatımız oldu.. ilk Volkan Urunga ile tanıştık hayvan gibi uzun hayvan gibi sıcrayan ama basketboldan o zamanlar bi bok anlamayan bir adamdı.. daha once kamyonun carptigi semt pazarındaki potamızı bir smacla tamamen kırdı.. daha fazla vakit gecirmeye basladıkca en yakın arkadasım oldu.. ardından basket sahasında oguz ile tanıstım. oguz cok yavsak kızlarla cabucak kaynasıveren ilginc bir adamdı. ilk dolandırıcılık işlerimize onunla baslaıdk desem yerind eolur Amerikan Derneğine gitmiş gibi gosterip babasından kurs parası almasına defalarca yardım ettiğimi hatırlıyorum.. Oguz’la surekli mcdonalds a gider olduk ve ikinci en iyi arkadaşım olmuştu.. bir gun volkan yaz spor okuluna yazılmış şapkasını ters takan ayagında patenli bi elemanla tanıstırdı bizi adı alperendi ve sürekli patenden düşenbir Looserdı.. ama iyi cocuktu oguzda alpereni bayagı sevmis olsa gerekki kucuk olmasına ragmen yanımızda takılmasına izin veriyordu.. alperende gun gectikce iyi bir cocuk oldu.. alperen o zamanlar micheal jackson dinlerken volkanın onu bir cay ocagında rockerlarla tanıstırması ile alperen bir anda askeri cantasına metallica yazan birine donusmustu.. biz ise o zamanlar sark kosesine takılıp oradan hatun ayarlıyorduk.. alperende yeni tipiyle ilginc bir sekilde guzel kızlarla tanısıor ve bize yeni yeni ortamlar acıyordu.. sanırım kızın adı sibeldi.. bu arada alperenin yeni patenci arkadasları oldu oncelikle brazer onu alperen sayesinde tanıyorduk sonra bize Eser Özülkü’yü getirdi bence eser alperenin her daim en iyi arkadaşıydı.. arkadaşlık ortamımız git gide artıyordu tek sorun o gunlerde alperenlerin eserlerin giyim tarzı adanaya pek uygun degildi aslında bunu yeri gelmişken kınamak istiyorum cunku zamanıda alperenlere laf atan o kadar cok kişiyi dovmek zorunda kalıyordum ki anltamam.. şimdi baktıgımda tum gencler onlar gibi takılıyor.. bu arakadaslarım derken muzik grubu kurdular kendi cevreleri gitgide arttı zamanla cesitli sorunlar (ki genelde bunların tabanında karı kız olgusu yatar) yuzunden ayrılıp savruldular.. o donemlerde volkanla ben ABc internet kafeye takılmaya baslaıdk ve bizim arkadaslarımız gun gectikce sanal ortamdan oluyorlardı.. cevremiz birden aşırı derecede genişlemişti. mustaa ozan onur cihat murat gibi #yasak kanalı tayfası ile o zamanlar tanıştım.. o zamanlar istanbuldan sedefle nihanla yasak kananlı sayesinde tanıstık hatta sedef bizim urunga ile cıktı bunlar gorustuler sedef adanaya bile geldi.. bende nihanla internette 1 hafta kadar cıktım..
o aralar ara ara basket oynamaya gidiyorduk ve o donemin belkide en populer basketbolcusu aydın ile tanıştık.. aydın gercekten eglenceli bi adamdı. AZGA gibi uyduruk bi nickle internete bizle takılmaya basladı onada sehirler arası bir ilişki ayarladıktan sonra arkadaslıkların ilerlemesi artık kontrol edilemez hale geldi.. her gun 100lerce arkadaş.. lise son a geldiğim senelerde gazi paşada bir sokaktan diğerine gitmekneredeyse saatlerimizi alıyordu..
yazımın en sonuna gorusmeyi hic bi zaman kesmedigim arkadaşım Ertuğrul’a ve onun sayesinde tanıştığım maliye ayırıyorum.. onlar için sonra daha uzun bir konu da yazıcam.. Ertugrul ile ilk baslarda basketbol sahasında tanıstık basketbolda hırslı bi adamdı gazipaşada hep guzel kızlarla gezerdi.. aslında sanırım ilk kez soyluyorum kızların sempati duydugu ozenilecek bir adamdı.. ertugrul ile arkadasligimiz o zamanki bir kız arkadasımın beni baska kızla basması sonucu gelişiverdi soyle ki benim cok uzgunmus gibi davranmam ertugrulunda beni teselli ediyor gibi davranması gerekiyordu.. ertugrul girdi koluma kafamı tutarak ertugrul ile havadan sudan konusmaya basladık ertugrul eglenceli bir adamdı o gun anladım bunu ve daha fazla gorusmeye basladık heryere beraber gider olduk.. aramızda basketbolda bilgisayarda tatlı bi rekabet basladı.. basketbolda ertugrul hala bana blok yaptıgını soyluyor bunu buradada belirtmek isterim ki rolleri karıstırıyor sadece.. ertugrulla arkadaslıgımız o kadar ileriye gitmeye baslamıstı ki sadece kısları degil artık yazlarıda birbirimizden ayrılmıyorduk sagolsun kendisi her zaman yanımda oldu.. didemle cıkmaya baslamadan bence bu kızı seveceksin cunku cok iyi birine benziyor diyerek bana belkide hayatımın en buyuk iyiligini yaptı.. evet o gun didemle ilk gunumuzdu ve dideme sarılmıştım.. uzun zaman sonra ilk kez huzuru hissetmiştim.. didemi sonra anlatıcam.. ertugrul ile arkadaslıgımız bununla kalmadı yazlık evimiz olmadıgı için sagda solda cebimizdeki son paralarla sabahlayıp adanaya bitkin halde donup bizim evde kebap lahmacun olayına girişip herseyi paylasıyorduk.. didemle cıkmam ertugruldan kopmama nedne olmadı bu sefer 3 kişi takılmaya basladık ve o aralar mali ile tanıştım.. didemle cıktıgımızın ilk senesiydi ertugrula nerdesin bize gel dedim maliyleyim dedi maliyide al dedim.. aslında ben DSİ nin uzun oyuncularını pek sevmem ama malide kafa cocuk cıktı.. o gece yazlık tutmaya karar verdik ve mali ilede kardeşliğin temelleri o zaman atılmış oldu.. arkadaşlığımızın 2. senesinde malinin ankaradaki evinde 3 ay kaldım.. mali o sene tıp okumak icin tekrar ankaraya donmustu ama adamı resmen yoldan cıkarmıstım sanırım mali o sene dısarda gezdigi kadar hicbir sene gezmemiştir.. cilekes unlu olmadan limonda defalarca izlemeye gttik. motor yagıyla yapılan hamsileri yedik.. midye.. derken malide boylece hayatıma bir kardeş gibi girdi.. kendisi bu aralar doktor oldu pütürgede tusa hazırlanıyor..
buraya kadar yazmayı unuttugum belkide cok degerli arkadaslarım vardır fakat kendilerinden ozur diliyorum.. bazı isimlerden bilerek bahsetmedim.. kusura bakmasınlar insanlar hatırlamaya calıstıgı arkadaslarını hatırlıyorlar benim üniversite oncesi hayatım bu sekildeydi..
osmaniyeden geleli 1 yıl olmuştu. derslerde başarılı değildim cunku dersler hep ingilziceydi benimde ingilizcem epey zayıftı. sınıfa üst sınıflardan biri geldi ve hafta sonu basketol antremanlarına katılmak isteyenler okula gelsin dedi.. cumartesi gunu okulda ders var diyerek evden cıktım cunku ailem derslerimde başarısız olduğum için basketbol oynama izin vermezdi onlar için bişeyi haketmek için çalışmam lazımdı.. ama kim umursar ki.. oncelikle top surmenin inceliklerini ogrettiler.. sag turnike sol turnike.. genelde sut cektirmiyorlardı cunku topu potaya bilek kullanarak yetiştirmek epey zordu… basketbol benim için cok eglenceli olmuştu.. futbolu ilkokuldan kalma hep iyi ynarıdm ama basketbolu ogrenmeye basladıkca futbol umrumda olmamaya basladı.. basketbolcu olmalıydım… fakat o zamanlar boyuma gore epey kiloluydum annemler osmaniyede yaşadığındann sürekli yağda yumurta ekmek yiyordum ve inanılmaz kilo almıştım.. cocuk reyonundakiler ustume olmadigi bir gun annem pantolonun pacalarını keserken hungur hungur aglıyordu.. basketbola baslamamla beraber hızlı bi şekilde kilo verdim.. antremanlar 5 hafta sonu surmustu hafta içide sürekli ogle tenefuslerinde ya basketbol oynayalnarı izliyor yada onlarla oynamaya calısıyordum ama cok iyi degildim.. derken basketbol secmeleri olacagı soylendi.. tabiki basketbol takımına secilmedim.. o an yıkılmıstım aptal aptal adamlar sadece boyu uzun oldugu için takıma alınmışlardı.. hayatımın genelinde hırslı bir adam olmasamda o gun hırs yapmıştım ve 1 yıllık bir calısmanın ardından once klup olarak Maliye klubune yazıldım kendimden 2 yas buyuklerle oynuyordum genelde elim ayagıma dolasıyor son 5 dakikalarda oraya buraya kosan pas alır almaz geri pas atan bir adam olmustum.. ilk sayımı 4. macta attıgımda takımdakiler milli oldun artık demişlerdi.. maliye klubu gidebilecegim en sacma kluptu ama kapalı salonda bana kendimi geliştirmemi saglıyordu.. maliye ile 1 sezonda 1 kere bile galip gelemedik.. arkadaslarım cukobirlikte oynuyordu ve benle hep dalga geciyorlardı..
o yaz baska bi yazımda anlatacagım birşey oldu ve volkanla tanıştım.. volkan uzun boylu ama basketboldan o zamanlar anlamayan bir adamdı gerci hicbirimiz anlamıyorduk ama gunde en az 7-8 saat basket oynuyorduk.. okuldan kacıp bazen 12 saat bile oynadıgımızı hatırlıyorum sabah 8 aksam 8.. tek verdigimiz ara tavuk doner yedigimiz zamanlardı.. sonra oguzla tanıstık.. murat baska subedeki bir arkadaısmdı ve hep aynı 4 kişi ile basket oynamaya basladık..
basket oynamaya gittigimiz sahada 3 pota vardı.. birincilerde basketboldan anlayan adamlar oynadıgı için orada oynayamazdık ikincisinde daha az anlayanlar ve sonuncusunda biz.. ama herugn basketbol oynamamız nedeniyle kendimizi hızlı bir ilerlemeyle 2. potada bulduk.. o aralar orta 2deydik ve sınıf terkarı yapmıstım.. bu basketbola daha cok vakit ayırmamı sagladı aynı zamanda okul takımına girmemi sagladı cunku ortaokulda o sene 2 takım cıkacaktı.. a takımı ve b takımı.. kendimi b takımının abisi ve kaptanı olarak buldum.. ama benim yerim b takımı degildi kısa zamanda a takımına yukseldim ama ozlem hocayla kavga edip basketbol takımından cıktım cunku ben onlara gore super idoldum.. bilfende arif hoca beni okula burslu olarak almaya ozguclerle alilerle servetlerle aynı takımda olmama ugrasıyordu.. o sene bilfene gidemedim cunku bilfene gitseydim ogrenim hayatım diye bişey olmayacaktı.. sonra maclar baslamadan 3 gun once ozlem hoca beni yanına cagırdı ve b takımın kaptanı olarak sahaya cıkmam gerektigini soyledi.. ve sahalara cıktım ilk macımda skor 77-69 yenmiştik ve 29 sayı atmıştım.. o zamanlarla ilgili hatırladıgım tek sey macta yoruldugum zamanlarda bile ozlem hoca beni cıkarmıyordu sakatlandım numarası yaptıgımda ayagıma bişeler sıkıp hadi oyuna diyordu.. maliyede kaybettiğimiz karizmayı o sene okulda kazanmaya basladım ve çukurova üniversitesi spor klübünde oynamaya başladım ilk başlarda ercument hocaya kendimi kabul ettirmem cok zor oldu hep en iyi 6. adam gibiydim derken cemil sakatlandı ve ilk 5 oynamaya basladım ondan sonra yıldız takımda kimse kesemez oldu.. yıldız takımda elde ettiğimiz bir diger başarı henuz yıldız takımken genc takımlar seviyesinde b takımı olarak cıkmamıza ragmen a takımı elenmiş ve biz genclerde ikinci olmustuk.. takımımızdaki adamların cogu sokakta basketbolu ogrenen kro adamlardı ama hepimiz gercekten iyiydik.. yıldız takımın ikinci yılında türkiye rekorunu kırıdk adana spor ile yaptıgımız bir macta 219-6 bitti.. o maçta neden boyle bi hayvanlık yaptıgımızı hatırlamıyorum ama sanırım oradaki cocukların buyuk bir kısmı basketbol hayatını orada bıraktı..
orta 3 e geldiğimizde bilfenden arif hoca ile direk konustum babamın basketbol oynamama bile izin vermedigini o yuzden ALA’da devam edeceğimi ilettim.
lise yılları basketbol açısından daha verimli olmuştu çünkü liseye 2 geçtiğim yaz ÜLKER bizi denemek için mersine çağırdı orada ilk kez boyumun kısa olduğunu anladım cunku herbiri hayvan gibi devşirme adamlar vardı.. haluk yıldırım ile tanıştım kendisi ALA mezunuydu ve secilmede yardım edebileceğini soyledi fakat benim basketbolcu olamayacagım ortadaydı ve sadece adımın ülkerle anılması bile benim için yeterliydi..harun erdenay ve haluk yıldırımla aynı takımda oynama şerefine erişmek bile yeterliydi..
lise 1 in yazmayı unuttuğum bir diğer onemli olayı ise.. o sene mezun olacak ilkerler okulu bitirmeden bizimle maç yapmak istediler kendi takımlarına lise 2 den karton alperle ismeti almışlardı.. onlar için cok oglencli olacaktı bizi tarihi bir farkla yenip okuldan karizmatik bi ayrılış yaşamayı düşünüyorlardı.. ama oyle olmadı
90 - 70 gibi tam hatırlamadığım bir skorla eze eze yendik tabi burada bilfenden okulumuza gelen Özgüçün de katkısı cok yuksekti.. ikimiz resmen lise 2 ve sonları darmadağın ettik..
lise 3 e geçtiğimiz sene cıkarılan bir kararla anadolu liselerinin son snıfları 1 yaş buyuk oldukları için basketbol musabakalarına katılamadılar. o sene sadece klupte oynayabildik klupte bolgesel ligte mac basına 12 sayı ortalama ile oynuordum ama bunun nedeni fazla oynayamamdı kendimizden 10 yas buyuk adamlarla oynuyorduk derken ÇÜSK ikinci lige çıktı.. ikinci lige cıkan her takım gibi salak salak transferler yaptılar ve bizi macın son 2 dakikasında oyuna alıyorlardı.. o sene bilgisayarın hayatımda daha onemli olmaya baslaması ve ikinci ligte oynarken tekrar amatore gitmeyi gozume kestiremedigim için basketbolu bıraktım ve bugunku kilolu halimin adımlarını atmış oldum..
sene 1989 atatürk ilkokulunda 2. sınıf öğrenciyisim.. eve geldiğimde babamın önünde bi ateri önce cok seviniyorum… sonra içinde oyun olmayan yazılar yazan bir kutu gibi hayal ediyorum.. cunku benim gordugum bilgisayarlar konuşuyorlar.. hey komputer ışık hızı nedir? dediğiniz zaman size aptal cevaplar vermesi gerekir ama bu oyle bi$e degil zira siz bişe yapmadan cevap veremiyor.. babamla konustuğumda bunun bir dizüstü bilgisayar olduğunu yanından geçerken bile çok dikkatli olmam gerektiğini o zamanki aile servetimizin bunu karşılamayacağı gibi hikayeler anlattı.. benim gozumde televizyonun biraz aptal haliydi.. birgun babamın canı sıkılmış olsa gerek bana sayı tahmin edilen bi oyun programladı ve o gun bilgisayarın aslında eğlenceli olabileceğini düşünmeye başladım.. ilk zamanlar aterilerde gordugum oyunların yapılmasının çok zor olduğunu bana anlatmaya çalıştı ama derslerimde başarılı oldukça kendisinin amerikadan getirdiği step to basic kitabını gösterdi oradaki satırları yazarsam pacman adında bir oyun ortaya çıkacaktı yazdığım kodları bana kaydetmeyi calıstırmayı gosterdi sonra maç izlemek için içeri gitti.. saatlerce uğraştığımda henuz kodların yarısını bile yazamamıştım o zaman tabi bu kadar hızlı yazamıyordum… gunlerce uğraştım ve bingo kodlar bitmişti. RUN yazıp entera bastım o da nesi” SYNTAX ERROR” bilmem kaçıncı satırda LPRINT yazacagima LRIPNT yazdığımı farkettim duzelttim başka bir hata.. ve başka ve başka.. sonunda hepsini duzelttigimde aterideki oyuna cok bakınca benzetilen bir oyunum oldu.. ve bilgisayar dünyasına adım atmış oldum..
osmaniye anadolu lisesinden apar topar tum arkadaslari operek ayrılalı daha 1 gun olmustu.. 12 yasında yeni bi şehirde universitede olan dayımla yaşamaya başlamıştık..yeni bir okula gidiyordum.. 2 ust donemim aynı amanda osmaniyeden benden once gelen komsumuzun oglu bilgin topel 2 ye bineceksin dedi.. ustumu giyindim kahvaltı gibi bişeler yapayım dedim vakit cok gecti.. aslında cokta heveslisi degildim ama yinede merak ediyordum.. topel 2 durdu.. anadolu lisesine gider mi diye sordum ? gider gider dedi sofor.. gobekte indirdi işte bura dedi.. okula dogru yurudum ama cok erken gitmişim orada basket oynayan yesil pantolonlu (ki hazırlık dısındaki sınıflar yesil pantolon giyiyormuş) 2 ye 2 mac yapmak için birini arıyordu.. hey TIFIL oynamak istermisin.. dakika 1 gol 1.. okulun ilk gunu buyuk cocuklar bana kufur ediyorlar.. sonradan ogrendim hazırlık sınıflarına tıfıl derlermiş..
okulun toplanma zili caldıgında gri pantolonluların yanına gittim.. mudur yardimcisi mali ozkul o zaman tabi daha adını bilmiyorum konustukca konusuyordu.. ilerki yıllarda bunun anadolu lisesinin 2 numaralı geleneği olduğunu öğrendim.. 1 numaralı geleneği mustafa sofuydu.. okulun ilk ogrencisinden son ogrencisine hatta 2007 yılındayız bu yılı bile mezun eden müdürümüzdü..
okulu büyük bi netle kazanmam nedeniyle en iyi sınıf olan hazırlık a sınıfına yerleştirildim.. hocamız gıyasettin yılmazdı kendisi sadece ingilizce konustugu için hic anlamıyordum cunku biz anadolu lisesinde bırak ingilzice konusmayı henuz what is your name? diyebiliyorduk.. velhasıl tahmin ettiğiniz üzere bende sınıfın en basarısız ogrencisi olacağımı hissetmeye başladım.. okulda bilgin gibi ust donemden arkadaşım olduğu için hicbi zaman ezilmedim.. surekli bilginlerle vakit geçirdiğimden kendi sınıfımdan arkdaşlarımla aram aslınca cok da iyi olmadı hem ben dersi zayıf olan cocuktum tüh kakaydım.. ama bi yandan yıllardır eşşekler gibi ders çalışmanın ardından bu ikinci bora olmak hosuma gitmişti:)
orta ikide kendi sınıfımla artık sonunda kaynaşmışken 3 zayıfla sınıf tekrarı yapan ilk ogrencisi oldum ALA’nın.. ama herşey kötü gitmiyordu.. bu yıllarda sınıfta kalmamın nedeni surekli basketbol oynamam surekli bilgisayarla ilgilenmemdi.. geçenlerde sosyoloji dersinde basketbolun uzerimdeki etkilerinden bahsettim.. basketbolun arkadaşlık kurmada etkisi, kendini ispatlama, takım çalışması, vs vs.. bilgisayar ise bugunlerde sayesinde ekmek yiyebildigim hatta pahalı ekmekler yiyebildiğim bir cok kişi ile tanısmama vesile oldu.. anlayacağınız üzere ikinci bora evet gun geçtikçe serserileşmiş olabilirdi ama yinede terbiyesizlik yapmaması gereken konuları çok iyi bildiğinden değişik bir sentez olmuştum.. arkadaşları için gozu kapalı işlere kalkışan.. garip bi adam.. hatta rahmetli Jale Özşahin’in bilgisayardaki başarımı bilmesiyle akademik serseri lakabını almıştım
allah rahmet eylesin.. onun içinde bi ara konu açayım madem kendisini anmış olayım..
jale özşahin okulumuzda erken yaşta vefat eden cenazesi okulumuzdan kaldırılmış cok degerli bir hocamızdı… evet cok ilginc metodları olan sert bir hocaydı ama tertemiz bir kalbi vardı.. ceketinizdeki eksik her dugme için spor ayakkabı için, kızların tokları saçları corapları için ceza olarak kızılay pulu satardı.. bu paralarla okulda ihtiyacı olan ogrencilere yemekhanede yemek kitap giyim gibi şeyler sağlardı.. kendisini aslında cok sevdigimi cenazesinde göz yaşı dökünce anladım.. kendisi kayahanı ve sarışın çayı cok severdi umarım gittiği yerde bol bol dinleyip cayını yudumluyordur.. allah rahmet eylesin..
okuldaki yıllarım lisede IRC olayına girişmem ve okuldaki gençleri bi yerde toplamamızla daha eglenceli gecti ki okula baglılıgımı o zamanlar arttırdığımı soyleyebilirim. sonucta şimdi düşününce belki anlamıyorsunuzdur hocalarla sürekli takışan dersleri zayıf biri okulunu neden sever.. tek cevap arkadaslık… aslında okuldan mezun olduktan sonra bazı hocaları daha iyi anlamaya basladım.. örneğin ali baz hocamızın cok guzel bir mizah anlayısı vardır.. yunus develi hocamız ali baz hocamızla yarışacak tek hocamizdir.. m. ali ozkul herkesin gozunde psikopat bi hoca olsada ben kendisinin aslında ogrencilere iyi birşeyler yapmaya calıstıgını inan sozeri ile birbirimize girdiğimizde anladım.. evet okulda mezun olurken soyledigimiz son sarkı inan artık seni hic sevmiyorum olmuştu.. gercekten sevilecek bir adam değil..
2001 yılında okuldan mezun olacakken tum sınıf artık işin ciddiyetini anlamış test cozuyordu ben ise EA öğrencisi olarak bilgisyar muhendisi olamayacağım için ders calısmıyordum kıbrısa gitmeyi hayal ediyordum. okulun son 2 ayında ALA tarihinde belki bi daha gorulmeyecek bi galeyan yuzunden raporlar iptal oldugunda ilk seviniyordum:) cunku benim rapor hakkım kalmamıştı.. okulda bana bircok arkadaş cıkmıstı..
2001 yılnda okuldan mezun olacakken benim krediler yetmiyordu mezun olmaya mezun olmak için sıfır olan bir dersimi yükseltmem bir yapmam gerekliydi.. y. ziya hocamız sağolsun bana kıyağını geçip beni arkadaşlarımla zamanında mezun etti
o aralar okulda birisi müdürün odasını taşlamış tüm camları aşşağı indirmişti.. Ali Baz ben bilirim diye hemen beni cağırdı kim yaptı diye sordu benim yapmayacağımı serseriliktede kurallarım olduğunu bilirdi
ama yapanları biliyordum 02 tayfasından isim vermeyeceğim elemanlar yapmıştı.. bana tüm notlarımı 5 yapacağını söylediler.. hemen bilsemde söylemezdim deyip kapıyı vurdum çıktım.. dediğim gibi arkadaşlık benim için herşeyden önemliydi..
bora tomas 1981 yılı eylül ayında o zaman adana’nın ilçesi olan osmaniye de dünyaya gelmiştir. 1981 yılı 1989 yılları arasında sünnet olması dışında kayda değer birşey yoktur. 1989 yılında osmaniye atatürk ilk okulu 1-a sınıfında ilk okul hayatına başlamıştır. ilk okul hocasının adı mualla güntürkün olup o zamanın en başarılı hocasıdır fakat öğrencileri bu başarılar için çok şeylerini feda etmişler kendisinin gaddar bir öğretmen olmasıyla hiçbir zaman çocuk olmamışlardır. bora tomas’ın bilgisayarla tanışması 1989 yılına denk gelmiş babasının bir müşterisine muhasebe programı yazmak için eve getirdiği brother laptopla başlamıştır. bora tomas ilkokulun ilk yıllarında okuma yazmayı yeni söktüğü o yıllarda gw-basic işletim sistemi ile bilgisayar hayatına başlamıştır. gw-basic li yıllarda evde bulduğu çeşitli step to basic kitaplarından sayı bulmaca gibi oyunların kodlarını üşenmeden 100lerce satır olarak yazıp onlardan feyz almıştır. fakar bora tomas’ın bilgisayarlı günleri ancak muhasebe programlamasının bittigi gune kadar surmustur. 91 yılına kadar sadece evdeki basic kitapları okunarak vakit gecirmis osmaniye ticaret lisesine gelen 5.25 disketli ibm bilgisayarlar ile tekrar bilgisayar hayati baslamistir. gecen 2 yıllık surede bilgisayar yazılımcılıgı gelişmiş hazır oyunlar piyasa cıkmıstır. arkonoid oyunun atası bora’nın oynadığı ilk hazır oyundur. prince of persia ve ford ise boranın başında en fazla süre gecirmis olduğu oyunlar olacaktır. bora tomas o yıllarda herkesin level 7 de hayaletle karşılaşınca gecemediği yeri yanlışlıkla shift L yaparak geçmiş bunun üzerine bora tomas’ın keşfetme duygusu iyice kabarmıştır.
bora tomas 93-94 yıllarında osmaniye anadolu lisesini kazanmış ama sadece 2 ay orada kalabilmiştir. arkasında cocukluğunun geçtiği osmaniye’yi bırakıp nakil olarak adana anadolu lisesine geçmiştir. bu yıllarda kendisi için en zor olan arkadaşlarından kopmasıdır. bora tomas adana anadolu lisesinde hayatının ilk zayıf notu ile okula gittiği ilk hafta karşılaşmıştır zira bora tomas osmaniye anadolu lisesi’nde iken henüz ingilizce eğitimine başlamak yerine hocaları hala kaset satma derdindedirler.. bu yüzden ingilizce dersinde hep geride olan okula küsmüş bir cocuk olarak serseriliğe adımını atmış bu arada eve alınan bilgisayarla bilgisayardaki modemle internetin atası diyebileceği BBS sistemi ile tanışması olmuştur. bora tomas’ın adana anadolu lisesindeki öğrenim hayatı çok başarılı geçmesede bilgisayar ve basketbol ortamının vazgeçilmez adamı olmuş okul takımında yıllarca kaptanlık yapmış aynı zamanda çukurova üniversitesi spor klübünde basketbol hayatına başlamıştır. bora tomas’ın anadolu lisesi hayatı fırlamalıklarla geçmiş ama asla serseri olmamıştır. çünkü kendisi her zaman kendi dönem arkadaşlarını korumuş onlar için yeri geldiğinde okuldan atılmayı göze alıp çeşitli kavgalar etmiştir. kendinden küçük dönemlere hiçbir zaman arasında sorun olmayıp onları korumak için arkadaşlarıyla defalarca ters düştüğü olmuştur. 95 yılında windows un çıkması ile chat hayatına başlamış ve yine bu yıllarda boratomas irc.dal.net sunucusunda #ala kanalında ufak bir görevle başlayıp birazda zor kullanarakta olsa sonra kanalı devralmıştır. bu kanal kendine okulunu sevdirmekte her zaman büyük bir görev almıştır.
bora tomas 2001 yılına kadar bir çok kişi ile vakit geçirmiş ama o günlerde bugün hayatının anlamı olan didemle tanışmıştır. bora didemle tanıştığında hala serserilik peşinde koşan bir adamken ilişkisinin ilk aylarında huylarından vazgeçmiş deyim yerindeyse o kulhanbeyi tavırlarını rafa kaldırmıştır. 2001 yılında 163 EA puanı alıp gazi ekonometriye gidebilecekken kendisinin bilgisayar muhendisligi ile ilgili hayata gecmeyecek baska planları vardır. kıbrısta üniversitelerde biraz vakit kaybedip kız arkadaşının üniversiteyi kazanmasıyla (gazi kamu) üniversiteyi biraz daha sallar duruma gelmiş sadece 2 ay gayret edip dumlupınar kamu yönetimi kazanmıştır. üniversite yılları bora için özlediği ilk okul yılları gibi başarılı geçmiş hiç sınıf tekrarı yapmadan okulun son senesinde Erasmus/Socrates Programı dahilinde Cek Cumhuriyetine Newton College’a burslu olarak gitmis orada yuksek lisans için Masaryk Universitesi ile anlaşmış bulunmaktadır.
Bora Tomas 99 yılları ile 07 yılları arasında bunlar dışında websitesi tasarımıyla uğraşmış freelance olarak şirketlere tasarımlar yapmaktadır.